Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Göbeklitepe ile ilgili flaş iddia!

Göbeklitepe’de çok büyük emeği olan merhum Klaus Schmidt’in eşi Çiğdem Köksal Schmidt, bölge ile ilgili önemli bir iddia ortaya attı.

Göbeklitepe’de çok büyük emeği

Şanlıurfa’nın, Türkiye’nin hatta dünyanın en özel ve tarihi bölgelerinden biri olan Göbeklitepe ile ilgili flaş bir iddia ortaya atıldı.

Göbeklitepe’de çok büyük emeği olan merhum Klaus Schmidt’in eşi Çiğdem Köksal Schmidt, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, bir alanın beton ile kaplandığını öne sürdü.

Schmidt’in açıklaması şu şekilde:

“Bir tespit, bir veri olarak paylaşacağım, gerisi ile kim ne istiyorsa yapsın artık, çünkü ben sonrasında karşılaşacağım linç ile uğraşacağım daha.

Göbeklitepe kazı ekibi içinde aslanlı yapı olarak adlandırdığımız bir alan var. Dilek ağacının hemen yakınında. Dikdörtgen planlı, Göbeklitepe’nin terk edilmeden önceki son evresine ait bu yapı, bir taş bank üzerinde bulunan kazıma tekniği ile yapılmış kadın figürü nedeni ile bilinir daha çok.

Bu yapının orijinal tabanı kireçtaşlarının ezilip, ısı ve sıvı katkıları ile bulamaç haline getirilmesi ile oluşturulan bir çeşit sıva ile yapılmıştır, hatta bu tür bulamaçların hazırlandığı neolitik dönem taş ocağı ve işliği de yakındadır.

Bir misafirimin iki gün önce çektiği fotoğraflar bu yapıdan. Restorasyon yapılıyormuş burada. Duvar sıvaları yepyeni onu da görebiliyoruz ama asıl yapının tabanına takılı kalabilir gözlerimiz, benim kaldı. Burada orijinal tabanın tamamen yabancı modern bir madde ile kapatılması gerekli miydi, 12000 -10000 yıllık mimari eserlerin restorasyonunda benzer örnekler var mı bilmiyorum, beyaz çimento, kum, alçı gibi malzemeler ile neolitik döneme ait bir yapının tabanı niye kaplanır anlamıyorum. Amaç korumaktır herhalde ama madem yeni yapılacak o zaman bütün yapıyı elenmiş steril toprakla doldurup, gömüp üzerine orijinalinin aynısını yapsaydık. En güzel koruma bu olurdu.

Son fotoğraf 1998 yılından, kazılar sırasında çekilmiş.”